Hakkımda

Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Hakkımda sayfasına ulaştığınız için teşekkürler.

Ben;

Hakan YERLİKAYA 

Bolu doğumluyum ve Zonguldak ilinin;

Mutlu mesut ve şirin ilçesi olan Alaplı ilçesinde yaşamaktayım.

Hakan Yerlikaya
Hakan Yerlikaya

Arkadaş biriniz de sesinizi çıkartmıyorsunuz!

 

Hakan Kardeş,

Yaşadığın şehri sanki çok övdün be demiyorsun?

Arada böyle şeyler oluyor işte ne yapalım. 🙂

Neyse;

Bu konunun az uzaması lazım o yüzden, tekrardan Hakkımda bölümüne geri dönelim. 

İlkokul yıllarında çocuktuk biliyorsun?

Eee yani…

Anne ve babanın yanında yaşamaya çalışıyorduk bir şekilde.

Zaten başkada şansımız yok ki, çocuğuz işte;

İlkokul 1, 2, 3 deki okuma hayatımı muhteşem derecede sürdürüyor, maşAllah kafada o zamanlar bende zehir gibiymiş.

Birinci sırayı alıyormuşum. 🙂

Kim bunu dedin sana diye düşünüyorsan?

Bilmem öyle diyorlarmış işte… Bende sağdan soldan duydum da yazıyorum.

Geçelim azıcık Aile sırlarına;

Valide (Anne) bu böyle olacak, Peder (Baba) yok o öyle olmaz, bu böyle olur diye diye;

Bolu ilindeki hüznü, acıyı, neşeyi ve mutluluğu bırakarak ani bir karar ile Bolu’dan taşınma kararı alındığını öğrenmiş oldum.

Bu benim için iyi mi, kötü mü bilmiyordum.

Neyse fazla edebiyata girmeyeyim.

Bolu’da ilkokul 1/2/3 bölümlerini okuduktan sonra, yeni bir hayat başlıyor olacaktı.

Yeni sınıf arkadaşları ve yeni öğretmenler.

Hiçte böyle yeni tanışmaları pekte canım almıyor da, ne yapalım idare edeceğiz bir şekilde.

Zonguldak iline ısındık ısınacağız, ha oldu ha olacak şimdi diye diye,

Bir bakmışım Zonguldak’taki ilkokul hayatım bitmiş.

Ve Hollywood Serüvenim

Gri pantolon, siyah ceket, boyalı ve cilalı ayakkabı üstüne birde kravat ile kendimi bir anda Hollywood film artistlerinden birisi zannettim.

Hakikaten insan bir havalı oluyormuş o zamanlar elbiseler temiz fiyaka zaten var.

Kafaya yukarılardan bir şeyler düşse zaten kafama bir şey olmayacak derecede;

Hollywood filmlerinden de esinlenerek saçlarda bir ton jöle var. 

Fiyaka bin beş yüz…

İlk gün öyle tanışma faslı falan filan bu hep böyle gidecek değildi.

Birkaç gün böyle geçtikten sonra;

Dersler başlamaya başladı ve ilkokul’da gördüğüm derslerden farklı biraz daha kazık gibi geldiydi dersler.

Sonra neler mi oldu?

Çok güzel arkadaşlıklar ve öğretmenler edinerek;

İteleye iteleye, kakalaya kakalaya 

Ne bir teşekkür belgesi nede bir takdir belgesi alamadan 8 senem uçtu gitti.

Amele Pazarlığı Serüvenim

Gözümü açtık kapattım 8 sene çabucak geçti dersem şimdi yalan söylemiş olacağım değil mi?

Aynen, Yalan………..

Yaş ilerliyor artık İlkokul ve Orta okul dönemi bitmiş.

Artık adamlık dönemi başlıyor.

Biliyor musun?

Bu sefer biraz daha fiyakalı, saçlar her zaman ki gibi jöleli ve ucuz falan değil ha yanlış anlamayın, o zamanlar çarşı pazarında en pahalı olan ayakkabılardan alıyorum artık.

Niye mi?

Adam oluyoruz işte da.

Gerçi o ayakkabı 3 dönem boyunca benden neler çekti de işte ne yapacaksın ayakkabı okul hayatı bu.

Hayata isyan etmiyorum, ayakkabıya isyan ediyorum.

Ucuz olsun dedik, kaliteli olsun dedik oda suyunu çıkarttı.

Ben ona;
Ey Ayakkabı;

Seni 3 sene boyunca giyeceğim demedim ki.

Neyse, Ne demişler Atalarımız?

Dost başa, düşman ayağa bakar.

Neyse;

Liseye gideceğim şimdi ilk günüm artık;

Annem sabah kaldırıyor, Kalk Hakan kalk oğlum diye diye;

Sevinçle, mutluluk ile yataktan zıplayıp.

Yuppi okula gidiyorum havası ile ;

Evde bulunan bay veya bayan parfümlerini üstüme sıkıyor ve güzel bir koku kokmam için elimden geleni yapıyordum.

Her şey yolunda, o biçimim zaten;

Gideceğim okulun yolunu da biliyorum,

Keyifler gıcır, kızlar ve erkekler hep bir arada eğlenip, coşacağız diye.

Sen misin?

Araştırma etmeden okuya kayıt olan.

Sağıma bakıyorum kız yok, soluma bakıyorum kız yok.

Dedim bunlar nerede acaba?

Sordum, soruşturdum!

Birde ne öğrendim biliyor musun?

Endüstri Meslek Lisesi bölümlerinde sadece erkekler oluyormuş ya.

Ve,

Her filmin sonunda hüzün olur, anneler ağlar, babalar yas tutar.

Herkes kapısını kapatıp, kimseyi dinlemeden etmeden sessizce oturup durur ya.

Psikolojik sorunlara düşer,

Ben düşmedim işte.

İlkokul, orta okul ve lise yılları diye diye tamı tamına on bir yıl su gibi akıp geçmiş.

Şimdi ise;

İş güç, çoluk çocuk ve gençliğin yavaş yavaş sona erdiği her şeyin zamanla biteceği yaşlanma moduna yavaş yavaş geçiyoruz.

Hayat böyle bir şey işte…

Kendinize iyi bakın, Görüşmek dileğiyle.

Abimi kaybettim 🙁

Hemen hemen her gün; cenaze selası verilir de hani pekte canı yanmaz ya insanın.

Giden gitmiştir derler yada Allah rahmet eylesin deyip arkasından bir dua okuruz.

Allah rahmet eylesin ardından Mekanı cennet olsun inşAllah deriz.

Bende abim için bugün;

Allah rahmet eylesin ardından Mekanı cennet olsun inşAllah deyip durdum.

Genç yaşta bu dünyadan göç edip; iki tane yeğenlerimi bizlere miras bıraktı.

Birisi yakışıklı olan Abdülkadir 🙂

Diğeri ise dünyalar güzeli olan yakışıklı yeğenimin ablası olan Ravza Nur . 🙂

Allah’ım uzun ömürler versin inşAllah.

Amin….